İçeriğe geç

Hangileri acil durumdur ?

Umarız “Hangileri acil durumdur” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Naviforce ailesiyle kalmaya devam edin!

Kayseri’de Bir Gece: Hangileri Acil Durumdur?

Günlük defterime düşen ilk cümle: “Bugün yine her şey birbirine karıştı”

Ben 25 yaşında, Kayseri’de yaşayan biriyim. Günlük tutmayı çocukluğumdan beri bırakmadım. Kimi insanlar fotoğraf çeker, kimi anı biriktirir; ben kelimeleri biriktiriyorum. Bazen bir sayfa dolusu, bazen sadece tek bir cümle… Ama o cümle bile bazen günümün tamamını anlatmaya yetiyor.

O akşam defterime yazdığım şey şuydu: “Bugün yine her şey birbirine karıştı. Ama asıl soru şu: Hangileri acil durumdur?”

O soruyu yazarken bile tam olarak neyi kastettiğimi bilmiyordum. Ama içimde bir şeyler sürekli alarm veriyordu. Sanki hayat bana sürekli küçük sirenler çalıyor ama hangisinin gerçek bir tehlike olduğunu ayırt edemiyordum.

Telefonum masadaydı. Bildirim sesleri arka arkaya geliyordu. WhatsApp, arama, sosyal medya… Her biri ayrı bir tonla bağırıyordu. Ve ben sadece bakıyordum.

Telefonun hiç susmadığı an: küçük panikler, büyük karmaşa

O gece ilk arama saat 22:14’te geldi. Arkadaşım arıyordu. Sesinde tuhaf bir titreme vardı.

“İyi misin?” dediğimde, bana net bir cevap veremedi.

“Bilmiyorum… biraz kötü hissediyorum.”

İşte o an düşündüm: Hangileri acil durumdur? Bu bir acil durum mu? Yoksa sadece geçici bir panik mi?

İnsan bazen en küçük cümleyi bile büyütüyor. Ama bazen de gerçekten büyük şeyleri küçümsüyor.

Telefonu kapattıktan sonra birkaç dakika ekrana baktım. Kayseri’nin gecesi sessizdi ama benim içim hiç sessiz değildi. Dışarıdan bakınca sıradan bir geceydi. Ama içimde sürekli bir şeyler çarpışıyordu.

İçimdeki ilk alarm

Kendime şunu sordum: “Eğer biri kötü hissediyorsa, bu otomatik olarak acil durum mudur?”

Cevap veremedim.

Çünkü ben de çoğu zaman kötü hissediyordum ama kimseye “acil” demiyordum. Belki de bu yüzden kafam karışıktı. Belki de herkes kendi sessiz acil durumunu yaşıyordu.

Tam o sırada ikinci bildirim geldi.

Bir aile mesajı: sessiz ama ağır bir cümle

Annemden mesaj geldi: “Babanın tansiyonu biraz yükselmiş, merak etme.”

Bu cümle, dışarıdan bakınca sıradan bir cümleydi. Ama benim içimde yankısı çok farklıydı. Çünkü “merak etme” kelimesi çoğu zaman tam tersini hissettirir.

Bir anda kendimi şunu düşünürken buldum: Hangileri acil durumdur?

Arkadaşımın belirsiz paniği mi? Babamın tansiyonu mu? Yoksa benim içimde sürekli çalışan bu görünmez alarm sistemi mi?

Kafamda hiçbir şey net değildi.

Kayseri gecesi ve sessiz korkular

Pencereyi açtım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Kayseri’nin geceleri serttir; insanı düşünmeye zorlar. Sokakta tek tük arabalar geçiyordu. Her şey normaldi. Ama normal olan şeyler bazen en çok korkutan şeylerdir.

Çünkü normalin içinde gizlenen şeyleri fark etmek zordur.

Defterime bir cümle daha yazdım:

“Belki de acil durumlar bağırmaz, sadece sessizleşir.”

Bir arkadaş, bir hastane, bir bekleyiş

Gece yarısına doğru telefon tekrar çaldı. Bu kez başka bir arkadaşım.

“Acile geldik,” dedi.

O an zaman biraz durdu. Sesindeki ciddiyet, önceki tüm karışıklıkları sildi. Artık soru netleşmişti ama cevap ağırdı.

Hangileri acil durumdur?

Bunu artık teorik bir soru olarak sormuyordum. Gerçekti.

Arabaya atlayıp hastaneye gitmeyi düşündüm. Ama aynı anda şunu da düşündüm: Benim gitmem gerçekten gerekli mi? Yoksa sadece çaresizce bir şey yapmaya çalışmak mı?

İçimde iki ses vardı. Biri koş diyordu, diğeri bekle.

Beklemek de bir tür acil durum

Beklemek garip bir şey. Dışarıdan hiçbir şey yapmıyorsun gibi görünür ama içerde her şey yanar.

Hastane koridorlarını hiç sevmem. Orada zaman başka akar. İnsanların yüzleri birbirine benzer: uykusuz, endişeli, donuk.

O an orada değildim ama zihnimde her şeyi yaşıyordum.

Kendime tekrar sordum:

Hangileri acil durumdur? Birinin hastanede olması mı? Yoksa senin hiçbir şey yapamıyor olman mı?

Cevap yine yoktu.

İçsel çöküş: görünmeyen alarm

O gece fark ettiğim şey şu oldu: Asıl acil durumlar çoğu zaman görünmüyor.

Kimse benim içimdeki dağınıklığı görmüyordu. Telefonu elime alıp bırakmam, mesajları okuyup cevap verememem… Bunların hiçbiri dışarıdan “acil” gibi görünmüyordu.

Ama içimde bir şey sürekli siren çalıyordu.

Kendi kendime şöyle dedim:

“Eğer herkes kendi içinde acil durum yaşıyorsa, hangileri gerçekten acil durumdur?”

Bu soru beni yoruyordu.

Defterimi açtım ve uzun uzun yazdım. Yazdıkça hafiflemiyordum, tam tersine daha da derinleşiyordum.

Bir düşüncenin çöküşü

Bazı düşünceler insanı rahatlatmaz. Sadece açar. İçini açar.

O gece benim içim açılmış gibiydi.

Kayseri’nin sessizliği daha da ağır gelmeye başladı. Sokaktan geçen rüzgar bile bana bir şey anlatıyordu sanki. Her şey konuşuyordu ama hiçbir şey net değildi.

Sabaha karşı: gerçeklerle yüzleşme

Sabaha doğru arkadaşım mesaj attı: “İyiyiz.”

O iki kelime her şeyi değiştirdi.

O an anladım ki bazı “acil” sandığım şeyler aslında hayatın dalgalanmalarıydı. Ama bazıları gerçekten sınırdaydı.

Yine de içimdeki soru kaybolmadı.

Hangileri acil durumdur?

Çünkü bu sadece o geceye ait bir soru değildi. Bu, benim zihnimin içinde sürekli dönen bir şeydi.

Hayatın sessiz ayrımı

O sabah çay içerken camdan dışarı baktım. Güneş Kayseri’nin sokaklarına yavaş yavaş yayılıyordu. Her şey normal görünüyordu.

Ama artık “normal” kelimesine eskisi gibi bakamıyordum.

Çünkü artık biliyordum: Her şey normal görünürken bile bazı şeyler acil olabilir. Ve bazı acil görünen şeyler sadece dalgadır.

Aradaki farkı anlamak kolay değil.

Günlüğün son satırı: cevapsız ama daha dürüst

O gün defterime son bir cümle yazdım:

“Hangileri acil durumdur, hâlâ bilmiyorum. Ama artık şunu biliyorum: Her his bir şey anlatıyor.”

Belki de mesele her şeyi acil diye etiketlemek değil.

Belki de mesele, hangi sesin gerçekten yardım istediğini anlamaya çalışmak.

Ama bunu öğrenmek kolay değil.

Ben hâlâ öğreniyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!